Monday, May 30, 2011

ilişkimiz

On yıllık evliyim. Eşimle üniversite yıllarında tanıştık. Birbirimizi çok sevdik. Okulun son iki yılında çıktık. Mezun olduktan sonra nişanlandık. Eşim askere gitti, bende bir işe girip çalışmaya başladım. Eşim askerden döndükten sonra da evlendik. İlk birkaç yılımız rüya gibiydi. Mutluluktan sanki bulutların üzerinde uçuyordum. Çocuklar olup hayatın meşgalesi üzerimize çökünce ilişkimiz herkesinki gibi durağan bir hal almaya başladı. Ama birbirimize karşı olan sevgimiz hiçbir zaman eksilmedi. Her zaman birbirimize karşı saygılı sevgi dolu, düzeyli bir birlikteliğimiz oldu. Ama son bir iki yıldır bir şeyler değişti. Aramızda tartışmalar başladı. İlk zamanlar küçük anlaşmazlıklar olarak başladı. Çok fazla önemsemedim. Ama zamanla bu sorunlar büyümeye başladı. Tartışmaların sıklığı ve şiddeti artmaya başladı. Böylece ilişkimizde mesafe oluşmaya başladı. Birbirimize karşı soğuk duruyorduk. Her geçen günde daha kötüye gidiyorduk. Sorunu nasıl çözebileceğimi bilmiyordum. Bir uzmanla görüşmeye karar verdim. Seanslara başladık. Uzmana her şeyi olduğu gibi anlattım. Uzmanın bana bazı tavsiyeleri oldu.
Yaşamın hızı içerisinde bazı şeyleri farkına varmadan kaçırıyoruz. Çocukların bakımı, eğitimi, evin sorumlulukları, çalışma hayatının sorumlulukları derken biz kendimize bakmayı bırakmışız. Kadın olmayı, eş olmayı unutmuşuz. Bu yüzden birbirimizin ilgisini çekmez olmuşuz. Bunu değiştirmemiz gerekiyordu. Maalesef bu işler biz kadınlara düşüyor. Erkeklerin bu konuda yapabilecekleri pek fazla bir şey yok.
İşe dış görünüşümü değiştirmekle başladım. Kaliteli bir kuaföre gittim. Saçımın rengini ve modelini kökten değiştirdim. Öyle farklı oldum ki ben bile tanıyamadım. Birazda cilt bakımı yaptırdım. Daha sonra alışverişe çıktım. Kendime ayakkabı, çanta aldım. Bir sürü kıyafet satın aldım. iç çamaşırları satın aldım. sütyen takımı ve gecelik satın aldım. Ben yıllardan beri nbb iç giyim kullanırım. nbb iç çamaşır kalitesi çok iyidir. iç çamaşırı fiyatları uygundur, renk ve model olarak da zengindir. Eve gelince akşam için hazırlık yapmaya başladım.
Normal günlerde bütün enerjimizi gün içerisinde tüketiyoruz. Akşam eve gelince, yorgun ve sinirli oluyoruz. Gardırobumuzda ki en eski, en kötü, en basit ne varsa üzerimize geçiriyoruz. Yüzümüzdeki makyajı silip saçımızı uyduruk bir tokayla tutturuyoruz. Başlıyoruz akşam yemeği için hazırlanmaya. Kocalarımız eve geldiğinde gördüğü kadın modeli tam bir kâbus. Suratsız, sinirli, bakımsız bir kadını kim görmek ister. Eşlerimiz gün boyunca işyerinde bakımlı, alımlı, birbirinden güzel kadınlarla mesai geçiriyor. Bizde öyle değimliyiz. Mesai arkadaşlarımıza ve müşterilerimize şık görünmek için sabahları dakikalarca aynanın karşısında vakit harcamıyor muyuz? En taze, en canlı, en neşeli halimizle, en sempatik tavırlarımızı takınmıyor muyuz? İşte eşlerimizde aynı şekilde, güzel ve bakımlı kadınlarla mesai geçiriyor. Akşam eve geldiğinde karşısına çıkan karısını, bilinçaltında ister istemez diğerleriyle kıyaslıyor. Tam bir hayal kırıklığına uğruyor tabii. Yani hanımlar dış dünya için gösterdiğimiz özenden daha fazlasını eşimize göstermemiz gerekiyor. Uzman doktorun bana fark ettirdiği şey buydu.
Neyse, o akşam için yemekleri hazırladım. Yeni aldığım kıyafetleri de giydim. Eşime kapıyı açtığımda eşim bana bir süre boş ve ruhsuz bir şekilde baktı. Yanlış eve geldim galiba dercesine kapı numarasını kontrol etti, ev doğruydu. Telefonunun tarih kısmını kontrol etti, acaba önemli bir geceydi de, kendisi mi atlamıştı, yok öyle bir şey de gözükmüyordu. Hala kapının önünde duruyordu, içeriye girmiyordu. Resmen beyni durmuş gibiydi. İçeri girmeyecek misin diye sorunca hala kapının önünde olduğunu fark etti ve başladı gülmeye. İkimizde gülüyorduk.
Çok romantik bir akşam yemeği yedik. Daha sonrası da iyiydi. Ertesi akşam eşim bana bir pırlanta yüzük ve çiçek hediye almış olduğu halde geldi. Beni çok mutlu etmişti bu hareketi. Tekrar birbirimizle konuşmaya, iletişim kurmaya başlamıştık. O günden beri ben eşime dış dünyadan daha çok özen gösteriyorum. Eşimden de karşılığında fazlasıyla olumlu tepkiler alıyorum. Yılarca birbirimiz boşuna üzmüşüz diyorum.

keçi boynuzu pekmezini faydaları

Keçi boynuzu Allah'ın bizlere bahşettiği mucize bitkilerden bir tanesidir.  Keçiboynuzunda sayamayacağınız kadar çok faydalar vardır. Benim bünyem çok zayıftır. Kışın sürekli hasta olurum. Hastalığım vücut kırgınlığı ve üşüme ile başlar. Her tarafım dökülüyor zannederim. İlaç almaya başlayınca bir iki gün içerisinde vücut kırgınlığım azalmaya başlar ama hastalığım bronşlarıma inmeye başlar. Nefes almada zorlanırım. Öksürmeye başlarım. Öksürüğüm haftalarca gitmez. Sigarada içiyorum. Öksürük şurubu alırım ama hiçbir işe yaramaz. Keçi boyunuzu pekmezinin faydaları arasında bronşları açması da var. Göğsü yumuşatır, balgamı söktürür, öksürüğü keser ve nefes darlığına iyi gelir.
Keçi boynuzu pekmezi yemeye başladığım zaman sıkıntılarım azalmaya başlıyor. Balgam sökmeye başlıyorum. Öksürüğüm şiddeti hafifliyor ve daha rahat nefes alıyorum. Çocuklarım sürekli yerler. Kış boyunca hastalık bilmezler. Ben sürekli yiyemiyorum, aksatıyorum. Ancak hasta olduktan sonra yemeye başlıyorum. Her zaman kullansam hiç olmazsa hastalık oluşmadan engellemiş olurum. Keçiboynuzu pekmezi hastalıklara karşı doğal bir kalkan görevi görüyor. Akciğer kanserine karşı faydası varmış.  Harnup pekmezinin ağrı kesici ve antiseptik özelliği var. Cinsel isteği ve gücü artırıcı özelliği var. İktidarsızlık sorunu olanlara tavsiye edilebiliyor. Çocukların kemik gelişiminde ve boylarının uzamasında faydalıdır. Bağırsakların çalışmasına karşı olumlu etkileri oluyor. Kabızlık veya ishal varsa düzeltiyor. Yüksek tansiyona karşı keçi boynuzunun faydaları vardır.
Keçi boynuzu doğada kendi kendine yetişen tamamen doğal bit bitkidir. Kahverengi renkte olup dış kabuğu serttir. İçerisinde kuru fasulyeye benzeyen tohumları vardır. Yemesi oldukça zordur. Bu sebeple aynı şifayı bulabileceğiniz keçi boynuzu pekmezini kullanmak çok daha kolaydır. Ayrıca lezzeti de çikolataya benzediği için çocuklarınızın da çok rahatlıkla tüketebileceği bir üründür. Uzun süreli kullanıma uygundur. Her gün sabah, öğle ve akşam günde üç veya dört defa bir tatlı kaşığı alınmasını öneriyoruz.


Thursday, May 26, 2011

hayalim


Otuz beş yaşındayım. Yolun yarısı sayılır, aslında istatistiklere bakarsan yolun yarısını geçmişiz bile. Evliyim, iki çocuğum var. Özel bir firmada yönetici olarak çalışıyorum. Üniversiteyi ilk bitirdiğimde burada çalışmaya başladım, böyle giderse buradan emekli oluruz. İşlerimiz çok yoğun, nefes alacak vaktimiz yok. Benim de sorumluluklarım çok fazla, bu yüzden çok çalışmak zorunda kalıyorum. Hem işin sorumlulukları, hem evin sorumlulukları, insanı canından bezdiriyor. Bazen kaçıp kurtulmak istiyorum. Küçük, sakin bir kasabaya taşınıp orada yaşamak istiyorum. Sessiz bir ortam, telefon yok, internet yok, arabaya bile gerek yok. Kimsenin seni tanımadığı bir yer olacak. Bahçene bir şeyler ekersin. Oh, var benden kralı. İnsanoğlu ne garip bir varlık. Köydekiler şehirde yaşamak için can atar, şehirdekiler köy hayatını ister. Hiç kimse de, aynen benim gibi memnun olmadığı durumu değiştirmek için kılını bile kıpırdatmaz. Bakmayın böyle söylediğime, hiçbir zaman bu koşulları bırakıp da bir kasabada yaşamaya cesaret edemem, ancak böyle boş konuşurum. Hayat şartları bizleri nasıl korkak yapmış. Halbuki hepimizin yiyeceği bir ekmek değil mi. Ama olmaz, eşekler gibi çalışmalıyız, bir tomar para kazanmalıyız. Bin bir zorlukla kazandığımız bu parayı da çocukların eğitimine, çocukların bakıcısına, üstümüze başımıza, saç bakımı, cilt bakımı, kuaför masrafları, apartman aidatları, otopark ücretleri, şuna para, harcayıp, çarçur edip bitiriyoruz. Hatta terse bile düşüyoruz. Kredi kartlarına hep borçluyuz, hiç alacaklı olduğumu hatırlamıyorum. Bu nasıl düzen anlayamadım bir türlü. Çocuklar duymasın dizisinde birisi var, ismin işimdi hatırlayamadım, ne diyor, kapitalizm insanları önce borçlandırır, sonra bu borcu ödemek için köle gibi çalıştırır. Ama bu borç hiç bitmez. Çünkü her zaman taksitle alınabilecek yeni bir şey vardır. Büyük fırsat sakın kaçırmayın, şöyle indirim, şöyle ödeme imkanı , üç ay sonra öde, beş ay sonra öde, sanki beş ay sonra başkası ödeyecek. Erkeksen hiç ödeme dede göreyim seni, ama o olmaz. De babam çalış borç ödeyeceksin. Biz çocukken Amerikan filmlerinde adam veya kadın eve gelir, mesela tatilden veya iş gezisinden dönmüştür, bir süredir evde yoktur, kapının arkasında onlarca zarf. Bana ne garip gelirdi. Tabii o zamanda internet yok , cep telefonu yok, kablolu televizyonlar yok, bir eve elektrik ve su faturası gelirdi, bir telefon faturası oda her evde olmazdı. Telefon olan evler imtiyazlı evlerdi. Şimdi bakıyorum bizde aynı olduk. Bir yığın fatura ödemekle bitmiyor. Neyse,  vakit geç olmuş. Duş alıp yatacağım. Bu arada, yeni bir şampuan aldım, naturalive sarımsak şampuanı. Sarımsaklı şampuanlar faydalıdır diye duymuştum ama bu kadar iyi olduğunu hiç tahmin etmemiştim. zigavus şampuan dan ok memnunum.

Tuesday, May 24, 2011

Cildi guzellestiren ürünler

1- Istakoz

Saçın uzaması için temel gereklilik olan protein yönünden zengin bu deniz
canlısı, akne oluşumuna engel olmaya yardımcı bir mineral olan çinkoyu da
yüksek oranda içeriyor. Kabuklu deniz hayvanları ayrıca, saçların
daha parlak görünmesini sağlayan bir B vitamini olan pantotenik asit de
içeriyor.
2- Ananas

Cildin pul pul dökülmesini önleyen ananas bromelin içeriyor. Bu madde,
kırışıklıkların ortaya çıkmasına neden olan, kolajenin hasar görmesi
durumunu azaltır. Cildinizin rengi donuksa, günde birkaç dilim ananas yemek
size iyi gelecektir. Ayrıca dirsek bölgesindeki deri sertleşme
vekurumaları için
de faydalıdır.
3- Enginar

Bol miktarda lifli besinler vücuttaki toksinlerden arınmanıza yardımcı olur
ki bir adet enginar günlük lif ihtiyacınızın yüzde 25'ini içeriyor. Sonuç,
daha temiz ve ışıltılı bir cilt. Ayrıca, enginarvücuttaki iltihaplanmayı ve
kızarıklıkları azaltan bir anti-oksidan olan rutin de içeriyor.
4- Süt

Kleopatra'nın güzelliğini süt banyolarına borçlu olduğunu
hatırlarsak, vücut sağlığı için sonsuzfaydaları olan içeceğin cilt için de
çok yararlı olduğunu düşünebiliriz. Süt cildin beslenmesi için gereken tüm
proteinleri içeriyor. Cildi yenileyip yumuşatan süt, kurumuş ve çatlamış
dudaklar için mükemmel bir nemlendirici.
5- Domates

Bu sebze kırışıklıkları önlemede etkili olabilir. Domateste bulunan beta
karoten ve likopen kurucilt için de bire bir. Bu madde, kayısı ve tatlı
patates gibi diğer turuncu renkli sebze ve meyveler de de bulunuyor.
6- Zeytinyağı

Kuruluğa karşı tavsiye edilen zeytinyağı, pürüzsüz bir cilt sağlıyor. Eğer
çok kuru ve dökülen bircilde sahipseniz, yeterince yağ almıyor
olabilirsiniz. Beslenme programınıza uygun miktarda yağ eklediğinizde, bu
durumun birkaç hafta içerisinde iyileştiğini görürsünüz.
Eğer cildinizkuruysa günde bir çorba kaşığı zeytinyağı için. Zeytinyağındaki
yağ asitleri tıkanmışgözeneklerin temizlenmesine de yardımcı oluyor.
7- Çilek

Bu tatlı meyve, kolajen üretimini arttıran ve yaşlanmaya neden
olan serbest radikallere karşıkoruma sağlayan bir anti-oksidan olan c
vitamini yönünden çok zengin. Çilek ayrıca, içerdiği malik asit
sayesinde diş minesindeki lekeleri de azaltmaya yardımcı oluyor. Bunları da
deneyin: Yabanmersini, kivi ve portakal.
8-Ispanak

Sivilceye iyi geldiği tespit edilen, ıspanak gibi koyu yeşil yapraklı
bitkiler bol miktarda anti-oksidan, demir ve çinko içeriyor. Yeterince demir
almayan kadınların ciltlerinde koyu renkli halkalar oluşuyor.
İsveç'te ciltleri sorunlu hastalar üzerinde yapılan bir araştırmaya göre,
diyetlerine çinkü eklendiğinde, üç ayda yüzde 85'lik bir iyileşme olduğu
tespit edilmiş. Çinko aynızamanda hasarlı kolajenin kırılıp yeni kolajen
üretilmesini de sağlıyor.
9- Somon

Cildi güzelleştiren omega yağ asitleri açısından en zengin besin kaynağı
olan somon balığı, iltihaplanmayı diğer besinlerden daha etkili bir şekilde
azaltıyor. Somon cilde ışıltı veriyor ve göz altındaki
şişkinliklerle kırışıklıkları azaltıyor.
10- Nar

Bu kış meyvesi, yeşil çaydan bile daha güçlü bir anti-oksidandır. Özellikle
hücreleri serbestradikallere karşı korumakta çok etkili olan nar
ayrıca, vücuttaki östrojen gibi bazı hormonların yeniden kullanılmasına ve
bu sayede cilt hücrelerini korumaya yardımcı oluyor

internet den alıntı

Friday, May 20, 2011

ZİGAVUS SARIMSAKLI ŞAMPUAN


ZİGAVUS SARIMSAKLI ŞAMPUAN          
İnşaat mühendisiyim. Hayatımız şantiyelerde geçiyor. Sürekli toz toprak içinde çalışıyoruz. Kışında çamura bata çıka günlerimiz geçiyor. Kullandığımız arabaların kirden boyası gözükmüyor. Ayakkabılarımız, pantolonlarımız sürekli toz veya çamur oluyor. Sürekli yıkamak zorunda kalıyoruz. Pantolonların kumaşları çabucak yıpranıyor. Renkleri atıyor. Ne kadar kaliteli deterjan kullanırsan kullan boşuna, çabucak yırtılıyorlar. Ofis de işlerimiz olduğu için kot pantolon da giyemiyoruz. Mecburen kumaş pantolon ve gömlek giyiyoruz. Biraz titiz bir insanım. Her gün elbise değiştirmekten canım çıkıyor. Daha doğrusu bunları yıkamak ve ütülemek hanıma düştüğü için omum canı çıkıyor. Tabii vücudumuz da kirleniyor. Her akşam banyo yapmak zorunda kalıyorum. Saçlarımın arasından kum taneleri çıkıyor bazen. Süreli yıkandığım için saç köklerim de zayıflıyor doğal olarak. Saçlarım seyrelmeye başladı. Kullandığımız şampuan önemli.  Zigavus sarımsaklı şampuan kullanmaya başladım. Sarımsaklı şampuanlar eskiden yoktu, son zamanlarda bayağı yeni marka çıktı piyasaya. Bitkisel olması çok güzel . Saç dökülmesine karşı oldukça etkili bir şampuan. Saç diplerini güçlendiriyor. Zigavus sarımsak şampuanı ailece kullanıyoruz ve gayet memnunuz. Kardeşime de önerdim. Kardeşimde zigavus şampuan kullanmaya başladı. Onlar da memnun.