On yıllık evliyim. Eşimle üniversite yıllarında tanıştık. Birbirimizi çok sevdik. Okulun son iki yılında çıktık. Mezun olduktan sonra nişanlandık. Eşim askere gitti, bende bir işe girip çalışmaya başladım. Eşim askerden döndükten sonra da evlendik. İlk birkaç yılımız rüya gibiydi. Mutluluktan sanki bulutların üzerinde uçuyordum. Çocuklar olup hayatın meşgalesi üzerimize çökünce ilişkimiz herkesinki gibi durağan bir hal almaya başladı. Ama birbirimize karşı olan sevgimiz hiçbir zaman eksilmedi. Her zaman birbirimize karşı saygılı sevgi dolu, düzeyli bir birlikteliğimiz oldu. Ama son bir iki yıldır bir şeyler değişti. Aramızda tartışmalar başladı. İlk zamanlar küçük anlaşmazlıklar olarak başladı. Çok fazla önemsemedim. Ama zamanla bu sorunlar büyümeye başladı. Tartışmaların sıklığı ve şiddeti artmaya başladı. Böylece ilişkimizde mesafe oluşmaya başladı. Birbirimize karşı soğuk duruyorduk. Her geçen günde daha kötüye gidiyorduk. Sorunu nasıl çözebileceğimi bilmiyordum. Bir uzmanla görüşmeye karar verdim. Seanslara başladık. Uzmana her şeyi olduğu gibi anlattım. Uzmanın bana bazı tavsiyeleri oldu.
Yaşamın hızı içerisinde bazı şeyleri farkına varmadan kaçırıyoruz. Çocukların bakımı, eğitimi, evin sorumlulukları, çalışma hayatının sorumlulukları derken biz kendimize bakmayı bırakmışız. Kadın olmayı, eş olmayı unutmuşuz. Bu yüzden birbirimizin ilgisini çekmez olmuşuz. Bunu değiştirmemiz gerekiyordu. Maalesef bu işler biz kadınlara düşüyor. Erkeklerin bu konuda yapabilecekleri pek fazla bir şey yok.
İşe dış görünüşümü değiştirmekle başladım. Kaliteli bir kuaföre gittim. Saçımın rengini ve modelini kökten değiştirdim. Öyle farklı oldum ki ben bile tanıyamadım. Birazda cilt bakımı yaptırdım. Daha sonra alışverişe çıktım. Kendime ayakkabı, çanta aldım. Bir sürü kıyafet satın aldım. iç çamaşırları satın aldım. sütyen takımı ve gecelik satın aldım. Ben yıllardan beri nbb iç giyim kullanırım. nbb iç çamaşır kalitesi çok iyidir. iç çamaşırı fiyatları uygundur, renk ve model olarak da zengindir. Eve gelince akşam için hazırlık yapmaya başladım.
Normal günlerde bütün enerjimizi gün içerisinde tüketiyoruz. Akşam eve gelince, yorgun ve sinirli oluyoruz. Gardırobumuzda ki en eski, en kötü, en basit ne varsa üzerimize geçiriyoruz. Yüzümüzdeki makyajı silip saçımızı uyduruk bir tokayla tutturuyoruz. Başlıyoruz akşam yemeği için hazırlanmaya. Kocalarımız eve geldiğinde gördüğü kadın modeli tam bir kâbus. Suratsız, sinirli, bakımsız bir kadını kim görmek ister. Eşlerimiz gün boyunca işyerinde bakımlı, alımlı, birbirinden güzel kadınlarla mesai geçiriyor. Bizde öyle değimliyiz. Mesai arkadaşlarımıza ve müşterilerimize şık görünmek için sabahları dakikalarca aynanın karşısında vakit harcamıyor muyuz? En taze, en canlı, en neşeli halimizle, en sempatik tavırlarımızı takınmıyor muyuz? İşte eşlerimizde aynı şekilde, güzel ve bakımlı kadınlarla mesai geçiriyor. Akşam eve geldiğinde karşısına çıkan karısını, bilinçaltında ister istemez diğerleriyle kıyaslıyor. Tam bir hayal kırıklığına uğruyor tabii. Yani hanımlar dış dünya için gösterdiğimiz özenden daha fazlasını eşimize göstermemiz gerekiyor. Uzman doktorun bana fark ettirdiği şey buydu.
Neyse, o akşam için yemekleri hazırladım. Yeni aldığım kıyafetleri de giydim. Eşime kapıyı açtığımda eşim bana bir süre boş ve ruhsuz bir şekilde baktı. Yanlış eve geldim galiba dercesine kapı numarasını kontrol etti, ev doğruydu. Telefonunun tarih kısmını kontrol etti, acaba önemli bir geceydi de, kendisi mi atlamıştı, yok öyle bir şey de gözükmüyordu. Hala kapının önünde duruyordu, içeriye girmiyordu. Resmen beyni durmuş gibiydi. İçeri girmeyecek misin diye sorunca hala kapının önünde olduğunu fark etti ve başladı gülmeye. İkimizde gülüyorduk.
Çok romantik bir akşam yemeği yedik. Daha sonrası da iyiydi. Ertesi akşam eşim bana bir pırlanta yüzük ve çiçek hediye almış olduğu halde geldi. Beni çok mutlu etmişti bu hareketi. Tekrar birbirimizle konuşmaya, iletişim kurmaya başlamıştık. O günden beri ben eşime dış dünyadan daha çok özen gösteriyorum. Eşimden de karşılığında fazlasıyla olumlu tepkiler alıyorum. Yılarca birbirimiz boşuna üzmüşüz diyorum.