Wednesday, March 25, 2015
Exporting of military clothing and army uniforms
Exporting of military clothing and army uniforms
We sell military clothing and army uniforms. Our products produced high quality fabrics and materials. We are one of the leading company in military clothing sector in Turkey. We export all of our products abroad. We export to African countries, Middle East countries, European countries and old Russian countries. Please check our web page. Please feel free to contact with us if any question.
CINAROGLU FOREIGN TRADE
http://cinaroglu.org
info@cinaroglu.org
cinaroglu.org@gmail.com
skype: ibohan
Camouflage clothing and camouflage shirts manufacturing
Camouflage clothing and camouflage shirts manufacturing
We have a long term experience in manufacturing in textile sector. After years we began to manufacture camouflage clothing and camouflage shirts. Besides we manufacture military clothings, military uniforms, army uniforms, navy uniforms, police uniforms, police clothing, police equipments, military equipment, military boots etc. We export all of our products abroad. We have a good feedback from our clients. In order to have more information about our company please check our web site below.
CINAROGLU FOREIGN TRADE
http://cinaroglu.org
info@cinaroglu.org
cinaroglu.org@gmail.com
skype: ibohan
Thursday, November 20, 2014
Cübbeli Ahmet Hoca teke tek
Cübbeli Ahmet Hoca Teke tek programı
Cübbeli Ahmet hoca teke tek programında bizlere çok önemli
ve güncel konulardan bahsediyor. Belirli aralıklarla katıldığı programa renk
katıyor ve programın reyting oranlarını da olumlu yönde etkiliyor. Programın temelde
konuları güncel olaylar ve bu olaylara İslam'ın bakışı oluyor.
Cübbeli Ahmet hoca komik bir mizaca sahip olduğu için
insanlar kendisini dinlemekten zevk alıyorlar. Dinlerken eğleniyor ve hem de
öğreniyorlar. Birçok kişi dinle alakalı değilken cübbeli Ahmet hocanın komik ve
eğlenceli anlatımı sayesinde videolara ilgi duymuş ve videolarını internet
üzerinden izlemeye başlamıştır. Bir süre sonra bu videolardan etkilenerek namaz
kılmaya, oruç tutmaya ve dinin emirlerini yerine getirmeye başlamıştır. Bir hayra
vesile olan o hayrı işleyen gibidir. Düşünsenize yıllardır vaazlar veren cübbeli
Ahmet hoca acaba kaç kişiyi doğru yola sevk etmiştir. Bun sadece Allah bilir.
Beli yüzlerce belki binlerce ama şu bir gerçek cübbeli Ahmet hocanın vesilesi
ile dine dönen kişinin işlediği her hayır ve sevap aynı şekilde hoca efendiye
de yazılmaktadır. Bu ne sürekli açık olan bir amel defteridir. Rabbim hepimize
böyle bir amel defteri nasip etsin.
Sadaka-i cariye
Sadaka-i cariye insanların öldükten sonra da amele
defterlerine sevap yazdıran amellerdir. Mesela bir cami yaptırdınız, bir çeşme yaptırdınız
veya insanların hizmet alabileceği bir yer yaptırdınız. Veya bir âlimin
yetişmesine vesile oldunuz veya bir kitap yazdınız ve insanlar buradan olumlu
şekilde etkilendiler. İşte bu gibi durumlarda insanlar hizmet aldığı sürece
yaptıkları duadan veya sizin yaptırdığınız yer vesilesi ile işledikleri
hayırlardan sizlere de sevaplar yazılır. Bu da kıyamete kadar amel defterinizin
açık olması ve sevaplarınızın artması manasına gelmektedir. Tabii bu olaylar
ölüm sonrası olduğu için günah hanesine herhangi bir şey yazılmıyor. Buda zaman
içerisinde hayırların günahlarını geçmesine sebep olabilir. Böylece hesap
gününde elimiz daha dolu çıkabiliriz. Bu sebeple elimizden geldiği kadar
sadaka-i cariye işlememiz gerekir. Bunun illa çok yüksek bütçeli olması
gerekmez. Mesela bir caminin Kur’an kursuna alınacak birkaç elifba veya kur’an-ı
kerim musafı tutar olarak belki çok ufak bir meblağ tutacaktır ancak birileri
onları okuyup da ilim tahsil edikçe bizimde amel defterimize bir şeyler yazılacaktır.
Rabbim böyle sadakaları yapmayı, hem de bolca yapmayı bizlere nasip eylesin.
Amin.
Monday, November 17, 2014
Tesettür elbise modelleri ve fiyatları
Tesettür elbise modelleri ve fiyatları
Tesettürlü bayanların son zamanlarda ki en büyük ihtiyaçlarından
bir tanesi de tesettür elbise modelleri ve fiyatları konusunda yeterli bilgiler
alabileceği, farklı renk ve modelde ürünleri inceleyebileceği ve fiyat
karşılaştırması yapabileceği internet sitelerinin olmasıdır. Bu eksikliği gidermek
ve tesettür tunik modelleri ve tesettür elbise modelleri ve fiyatları hakkında
detaylı bilgi almak isteyen müşterilerimize bilgi verebilmek adına bir blog
kurmuş bulunuyoruz. Bloğumuzda tesettürlü bayanların ihtiyacı olan tüm
bilgileri vermeye çalışacağız.
Bloğumuzda neler olacak?
Bloğumuzda öncelikle o sezonun güncel modasını tanıtmaya
çalışacağız. Bu modayı tanıtırken sadece ülkemizde ki modayı değil aynı zamanda
yurtdışında ki modayı da güncel olarak takip edip duyurmaya çalışacağız. Yılın moda
renkleri nelerdir, ceketlerde, eteklerde ve elbiselerde ne tarzlar o sezon moda
olarak ön plana çıkmış bunları anlatacağız. Bunun yanı sıra bu modadan ülkemiz nasıl
etkilendi ve yurdumuzda ki ürünler ne durumda bu konuda bilgi vermeye
çalışacağız.
Tesettür giyim hakkında ne gibi bilgileri olacak?
Yurtdışında ki modanın gelişiminden ister istemez
yurdumuzdaki moda sektörü de etkilenmektedir. Yeni tasarımlarında ki dokunuşları
yurtdışı trendlerine yakın yapmaya uğraşmaktadırlar. Kullandıkları kumaş
türleri ve kumaşların renkleri de yurtdışı trendlerin istikametinde olmaktadır.
Doğal olarak tesettür giyim sektörü bu gelişmelerden kendi payına düşeni
almakta ve etkilenmektedir. Yeni tasarımlarında bu gelişmelerden esinlenerek tesettür
elbise modelleri üretmektedirler. Bizlerde bu gelişmeleri yakından takip edip
blogumuzda yayınlamaya çalışacağız.
Ayrıca blogumuzda ürünlerin güncel fiyatları ve ürünlerin resimlerini
de paylaşmayı düşünüyoruz. Özellikle hangi markanın hangi ürününü nereden satın
alabilirsiniz, hangi internet sitesinde satılıyorsa bu ürüne de link vererek
beğendiğiniz ürünün anında satın alınmasını da kolaylaştıracağız. Bu hem
sizlerin tüketici olarak ürüne anında ulaşmasını sağlayacak, hem de
üreticilerin ürünlerini daha kolay satmalarını sağlayacak ki bu da ekonomiye
can ve hız katacaktır.
Blogumuzda yayınlamayı düşündüğümüz diğer bir konu ise ülkemizde
üretim yapan firmaların yetkilileriyle ya da sahipleriyle yapılacak olan
röportajlar olacak. Ülkemizde genellikle bilinen büyük markaların ve piyasada
adını duyurmuş kişilerin röportajlarına yer verilmektedir. Ancak kendisini
hazır giyim sektörüne adamış, yıllarını vermiş ancak marka olarak kendisini çok
duyuramamış bu sektörün duayenlerine kimse önem vermemektedir. Biz bu
tanınmamış markalara blogumuzda yer vererek onların da tanınmasına katkıda
bulunmaya çalışacağız.
Friday, June 17, 2011
sam & john
Tren istasyonuna ulaştıklarında akşam olmuştu. O günkü tren kaçmıştı. Bir sonraki tren iki gün sonra gelecekti. İstasyona yakın bir otele gidip yerleştiler. İki geceyi orada geçireceklerdi. Atın üzerindeki eyerleri ve eşyalarını toplayıp odaya çıktılar. Paralar eyerde olduğu için hiçbir yere çıkmaya cesaret edemiyorlardı. Yanlarında eyerleri taşımak çok dikkat çekerdi. Eyerleri otelde bırakmak da işlerine gelmiyordu. Açlıklarını yatıştırmak için keçi boynuzu pekmezi yediler. Keçiboynuzu pekmezi uzun süre tokluk hissi veriyordu. Keçi boynuzu pekmezinin faydaları gerçekten çok fazlaydı. Günlerdir yoldaydılar. Pislik içerisindeydiler, leş gibi kokuyorlardı. Otelde iki küvete sıcak su hazırlatıp banyo yaptılar. İki aydır yıkanmıyorlardı. Yıkanmak çok gelmişti. Saatler suyun içerisinde kalıp sohbet ettiler. Banyodan çıktıktan sonra yorgunlukları iyice belirginleşmişti. Gerçekten ihtiyaçları olan tek şey iyi bir uyku çekmekti. Yatağa girip derin uykuya daldılar. İki gün odaya çakılıp kaldılar. Zaruri ihtiyaçlar hariç dışarıya hiç çıkmadılar. Trenin geleceği gün sabah erkenden ayrılıp tren istasyonuna gittiler. Tren istasyona geldiğinde öğle sıcağı bastırmıştı. Birkaç saat istasyonda bekledikten sonra tekrar hareket edecekti. Trendeki odalarına geçmişlerdi. Her zamanki gibi odanın dolu olduğunu söyleyip gelen herkesi geri çeviriyorlardı. Atları yük vagonuna yerleştirip diğer tüm eşyaları ve tabii ki eyerleri yanlarına almışlar. Yolculukları bir terslik olmazsa beş gün sürecekti. Uzun bir yolculuk kendilerini bekliyorlardı. Yanlarında para olmasa çok zevk alacaklardı. Trende içki içebilecekleri ve kumar oynayabilecekleri vagonlar vardı. Bara gidip iyice sarhoş olana kadar kafayı çekebilirlerdi. Sarhoş olunca vakit daha çabuk çekiyordu. Her şey daha güzel gözüküyordu insanın gözüne. Uykuya dalınca hiç kalkmamaya saatlerce uyuyorlardı. Sarhoşluğun tek kötü tarafı ertesi gün yaşanan baş ağrısıydı. Ayrıca trende kumar da oynayabilirlerdi. Poker masasına oturunca sabaha kadar masanın başından kalkmazlardı. Vakit çok hızlı geçerdi. Ama başında karar almışlardı. İşi riske atmamak için eğlenmek yasaktı. Tüm dikkatlerini paralara veriyorlardı. Beş gün boyunca odada oturup pencereden dışarıyı seyrettiler. Birbirleriyle çok fazla konuşmuyorlardı. Uzun süredir bir arada yaşıyorlardı ve artık konuşacak bir şeyleri kalmamıştı. Aynı odada kalan iki yabancı gibiydiler. Zamanın bir an evvel geçmesini ve eve ulaşmayı bekliyorlardı. Yolculuk bitmek üzereydi. İstasyona yaklaşmışlardı. Eşyalarını toplayıp hazırlıklarını tamamladılar. Tren durduktan sonra atları vagondan indirdiler. Eyerleri ve eşyalarını atlara yükleyip evin yolunu tuttular. Önce Sam in evine gideceklerdi. Eyerleri orada gizli bir yere saklayıp, başka bir eyeri atına vurduktan sonra kendi evine dönecekti. İki aya yakın bir süredir ailelerini görmüyorlardı. Bir süre aileleriyle zaman geçirdikten sonra işe başlayacaklardı. John un evine geleli üç gün olmuştu. Üç gün boyunca ailesiyle vakit geçirmiş, bolca dinlenmişti. İki oğluyla nehre gidip balık tutmuştu. John balık tutmayı çok severdi. Balık tutarken kendini huzur içinde hissederdi. Balık tutmayı babası öğretmişti. Çocukken babasıyla beraber sabah gün doğmadan evden çıkar balığa giderlerdi, akşama kadar dönmezlerdi. Babası balık tutmayı çok iyi bilirdi. Olta nasıl tutulur, yem nasıl takılır, olta nasıl sallanır, hangi balık için ne tür yem kullanmak gerekir, tüm detayları öğretmişti babası John’a. John’da babasından öğrendiklerini çocuklarına öğretmişti. Bazen çocuklarıyla balık tutmaya giderleri, hem eğlenirler, hem de bir günlük yiyeceklerini çıkarırlardı. Bir aydan fazla süren yorucu yolculuk John’u hem yormuştu hem de sinirlerini yıpratmıştı. Bu yüzden balığa çıkmak çok iyi gelmişti. Artık çalışma zamanı gelmişti. Yanına yiyecek içecek aldı. Atını hazırladı ve Sam’ın evine doğru yolu çıktı. Sam sabah erken vakitte uyanmıştı. Sıkı bir kahvaltıdan sonra evinin arkasındaki dev ağacın altına oturmuş arkadaşının gelmesini bekliyordu. Arkadaşı ile bugün madenin yakınında ki evi ve araziyi satın almaya çalışacaklardı. John uzaktan görünmüştü zaten. Sam hemen yerinden kalktı, üzerini silkeledi. Eve doğru yürümeye başladı. John selam verdi, nasılsın Sam? İyidir nerede kaldın, geç kalacağız, hemen çıkalım mı? Hazırsan çıkalım dedi John. Sam de atına atladı ve madene doğru yol almaya başladılar. Badenin yakınında ki eve geldiklerinde evde kimse yoktu. Evin sahibi yine sarhoş muydu acaba, bir yerlerde sızmış olabilir miydi? Sağa sola bakındılar ama kimseyi göremediler. Çare yoktu, bekleyeceklerdi Allen’ı. Evin önüne oturup beklemeye başladılar. Bir saatten fazla bekledikten sonra Allen uzaktan göründü. Bir elinde kazma ve kürek, diğer elinde tüfek ıslık çalık şarkı söyleyerek geliyordu. Allen bugün normalden daha neşeli görünüyordu. Ayrıca içki içmemiş gibiydi, gayet ayık gözüküyordu. Bu Allen için pek normal bir şey değildi. Sam Allen a takılmak istercesine, hayırdır bugün çok neşelisin, içmemek sana yaramış dedi. Allen bıyık altından güldü, sizi buraya hangi rüzgâr attı beyler dedi, ayrıca John, bana değirmen yapacaktın, yarım bırakıp gittin, aylardın kayıpsın, bu nasıl iş böyle diye sordu. Bizde bunun için gelmiştik buraya dedi Sam, seninle konuşacaklarımız var. Sizi dinliyorum dedi Allen. Sam derin bir nefes aldı, söze nereden başlayacağını bilmiyordu. Allen bizi tanırsın, yıllardır, orada burada işçilik yapar dururuz. Hep parasız pulsuz yaşadık bugüne kadar. Çocuklarda büyüdü. Artık işçilik yapmak istemiyoruz, kendi işimizi kurmak istiyoruz. Bir parça bir yer alıp çiftçilik yapalım istiyordum ne zamandır ama hiç o kadar param olmadı. John’da benimle aynı fikirdeymiş. İkimizin bir köşede birikmiş birkaç kuruş parası vardı, bunları bir araya getirdik ama şehirden bir yer almaya yetmez. Eğer kabul edersen senin arazini satın almak istiyoruz. Ama başından söyleyelim, çok paramız yok dedi. Allen pür dikkat dinliyordu. Sam konuşmasını bitirince kısa bir sessizlik oldu. Allen bir süre düşündükten sonra sessizliği bozdu. Tamam, satarım size araziyi dedi. John ve Sam çok sevinmişlerdi, hiç bu kadar olacağını tahmin etmiyorlardı. Günlerdir bu kısmı nasıl geçeceklerini düşünüp duruyorlardı ama Allen hemen kabul etmişti, üstelik sarhoşta değildi. Ama bir şartla diye ekledi Allen. İkisinin de sevinci kursağında kaldı, şart da nereden çıkmıştı şimdi. Nedir şartın diye sordu John. Şartım şu, beni de altına ortak edeceksiniz dedi Allen. İkisinin de gözleri fal taşı gibi açılmıştı, altını nereden biliyordu, saklamak için o kadar özen göstermişlerdi. Bu sarhoş biliyorsa bütün şehir biliyordur diye düşündü Sam. Ne altını diye sordu John anlamamış gibi davranarak.
Subscribe to:
Posts (Atom)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)

.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)

.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)

.jpg)

.jpg)
.jpg)

.jpg)
.jpg)
.jpg)


.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)


.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)

.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)

.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)

