Showing posts with label iç çamaşırı. Show all posts
Showing posts with label iç çamaşırı. Show all posts

Thursday, June 2, 2011

gençlik yıllarım


Liseyi bitirdikten sonra üniversiteyi okuyamadım. O zamanlar biraz haylazdım. Hayatın ciddiyetini henüz kavrayamamıştım. Arkadaşlarımız da öyleydi. Zaten insanı rezilde vezirde eden arkadaş çevresidir.  İyi bir çevre edinirsen onlar seni doğru yola sürüklüyor ve sonunda hayatın başarılarla dolu, güzel bir mevkide buluyorsun kendini. İyi bir ailen oluyor. Hatırı sayılır bir gelire sahip oluyorsun. Çocuklarına iyi bir gelecek sağlıyorsun. Mutluluğun sırlarında biriside budur herhalde. Biz gençken, delikanlılığın verdiği enerjiyle hep yanlış yerlerde aradık mutluluğu. Bıçkın, delikanlı, sert çocuk, vurdumduymaz adamı oynadık hayatımızda. Etrafımıza da bu tür çocukları topladık. Arkadaş olarak hep yanlış insanları seçtik. Ne doğru dürüst okula gittik, ne ders çalıştık. Okulda ki öğretmenlerimiz de bundan adam olmaz dercesine bizden vazgeçmiş ipimizi üzerimize atmışlardı. Eylül deki bütünlemelerde bir şekilde dersleri verip sınıfımızı geçiyorduk. Daha doğrusu öğretmenler bize yol veriyordu sanırım, çünkü okuldan ne kadar çabuk mezun olursam başlarından bir bela eksik olacaktı. Gençliğin verdiği ben bilirim edasıyla bize yapılan tüm nasihatleri duymazdan geliyorduk, biz yine bildiğimizi okuyorduk. Okuldan mezun olunca, üniversiteye de gidemedik doğal olarak. Kendime bir iş bulup para kazanmam gerekiyordu. Artık babamdan harçlık da isteyemezdim. Sağda solda geçici işler bulup çalışmaya başladım. Birkaç gün çalışıyorum, sonraya birisiyle kavga ediyorduk, ya işyeriyle anlaşamıyordum, ya da işi beğenmiyordum, bir bahane bulup ayrılıyordum. O güne kadar hiçbir disipline boyun eğmemiştim. Bir anda iş dünyasının acımasız dünyası bana ağır geliyordu. Yirmi yaşına kadar böyle devam etti. Biraz çalıştım, biraz gezdim. Askerlik çağım gelmişti. Devlet beni vatan borcumu ödemem için çağırıyordu. Bende severek gittim. Benim askerliğim biraz zor geçti. Boyum uzun ve vücudum atletik olduğu için beni komando yazdılar ve doğuya gönderdiler. Acemilik yediğim dayağı, bütün hayatım boyunca yaptığım kavgalarda yememiştim. Gelen sallıyor, giden sallıyordu, şamar oğlanına dönmüştüm. Oradan usta birliğine gittik. Doğuda, kar, kış, kıyamet kopuyor sanki. Sabahlara kadar nöbet tutardık o soğukta. Günlerce intikale çıkar dağlarda terörist kovalardık.  Çok zor günler geçirdim. Teskereyi alıp evime döndüğümde çok değişmiştim. Ben bunun farkında değildim ama etrafımda ki herkes öyle olduğunu söylüyordu. Ağır başlı, ciddi, sorumluluk sahibi, disiplinli birisi olup çıkıvermiştim. Askerliğin ağır şartları ve disiplini beni adam etmişti. Artık gerçek dünyaya girme vaktim gelmişti. Birkaç işe girip çıktım. Daha sonra şimdi çalıştığım işyerinde işe başladım. Patronum Cevdet ağabey, yıllardır kadın iç çamaşırı satar. iç çamaşırı piyasasını çok iyi bilen,  işinin ehli dört dörtlük bir insandır. Yirmi yılı aşkın süredir burada çalışıyorum. İşimden çok memnunum. Bu arada evlendik, çoluk çocuk oldu. Geçinip gidiyoruz bir şekilde. Hamdolsun keyfimiz yerinde.